
Bil ki, bir mektep veya mahallede
olmakla yahut beraber yolculuk yapmakla
meydana gelen sevgi ve
ülfet, bizim bahis konusu sevgiden değildir. Bir
kimseyi, kendisine
mal, mevki verdiği için veya başka türlü dünyevî bir gaye
için sevmesi de, konumuz olan sevgiden olmaz. Bu sevgi
iki derecedir:
Birinci derece:
Bir kimseyi dinî
bir iş için sevmektir. Sana ilim öğreten üstadım sevdiğin
yahut talebeni, ilim öğrendiği için sevdiğin gibi… Bir kimseyi güzel
yemek
pişirdiği için sevmek, buna girmez. Bir kimseyi, ibâdete
fazla zaman
ayırabilmesi için kendisine yiyecek ve giyecek verdiği
için sevmek, Allah
için olan sevgiden olur. Hanımını, kendisini
kötülükten koruduğu için, yahut
çocuk yetiştirdiği için sevmek de
bahis konumuz sevgiden olur.
İkinci derece:
Bir kimseyi
ilim öğretmek, ilim öğrenmek, ibadet imkânını vermek gibi bir
garez için değil, belki taatli bir kul olduğu için sevmektir.
Bir âşık
sevgilisinin köyünü, mahallesini ve hatta o mahallenin
itlerini dahi sevdiği
gibi Allah‘ı seven de, onun yaratıklarını
da sever. Çünkü vücuda gelen her
şey O‘nun eseridir.
Şüphesiz âşık sevgilisinden başka O‘nun eser ve sanatını
da
sever.
Peygamberimize bir turfanda meyva getirdikleri zaman onu sever,
mübarek
gözlerine sürer ve: "Bunun Allah‘a kurbet-i ahdi vardır"
buyururdu.
Allah sevgilisi iki kısımdır:
Birincisi;
onu, dünya ve âhiret nimetleri için sevmektir. İkincisi; Allah
Teâlâ‘yı sadece kendi zatı için, hiçbir vasıta araya girmeksizin sevmektir.
Velhasıl Allah‘a olan sevginin kuvvet ve miktarı, imanın kuvvet
ve miktarına
göre, bir iman ne kadar kuvvetli olursa,
Allah sevgisi de o kadar kuvvetli
olur ve Allah‘ın
dost ve velilerine sirayet eder.
Eğer Allah için olan
sevgi bir fayda mülahazasıyla olsaydı vefat eden
peygamberler, veliler
ve âlimlerin sevilmesi imkânsız olurdu. Halbuki
hepsinin sevgisi, mü‘minlerin
kalbinde mevcuttur. O halde âlimleri,
seyyidleri, sofileri, zahidleri ve
onların hizmetçi ve dostlarını sevenlerin
sevgisi, Allah içindir.
Sevginin miktarı da, mevki ve malı feda etmek derecesiyle anlaşılır.
Bazı
kimseler olur ki, bir defada bütün malını verebilecek
kadar kuvvetli imanı
vardır. Hz. Ebu Bekir Sıddîk gibi.
Bazı kimseler de az bir şeyi sadaka
verir, fazlasını
veremez. Velhasıl hiçbir mü‘minin kalbi Allah sevgisinden
boş değildir.
Gerçi o sevgi değişiktir. Bazılarında kuvvetli ve bazılarında
zayıftır.
Doğrusunu Allah bilir.
Anasayfa > Genel > Allah Hakikatı